İnşaat sektöründe sürdürülebilirlik ve finansman dengesi öne çıkıyor

Emlak Manşet
8 Min. Okuma

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) 2026 YILININ İKİNCİ ÇEYREĞİNE AİT İNŞAAT SEKTÖRÜ ANALİZİ RAPORU’NU YAYIMLADI..

Kamu yatırımları büyümeyi desteklerken  inşaat sektöründe sürdürülebilirlik ve  finansman dengesi öne çıkıyor.

Raporda, inşaat sektörünün ekonominin büyümesini destekleyen temel sektörlerden biri olmayı sürdürdüğü belirtilirken, büyüme hızındaki yavaşlamanın sıkı para politikası, yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan güçlüklerden kaynaklandığı ifade edildi. Kamu yatırımlarının sektörü desteklemeyi sürdürdüğü, buna karşın özel sektör yatırımlarındaki zayıflama ile yüksek finansman maliyetlerinin büyüme üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiği vurgulandı.

Ekonomide 200’ün üzerinde alt sektöre yarattığı talep ve istihdamla lokomotif rol üstlenen inşaat sektörünün çatı kuruluşu Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), ekonomi çevreleri ve sektör temsilcileri tarafından yakından takip edilen İnşaat Sektörü Analizi Raporu’nun Temmuz 2026 sayısını yayımladı. “Küresel Ekonominin Dayanıklılık Testi” başlıklı analizde, küresel ekonomik görünüm, yurt içindeki gelişmeler ve inşaat sektörüne ilişkin temel göstergeler birlikte değerlendirilirken, sektörün mevcut görünümü ile önümüzdeki döneme ilişkin beklentilere de yer verildi.

Rapora göre Türkiye ekonomisi, 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyürken, aynı dönemde inşaat sektörü yüzde 3,2, gayrimenkul faaliyetleri ise yüzde 3 büyüme kaydetti. Böylece sektör, 2022 yılının ikinci yarısında başlayan büyüme eğilimini 14 çeyrektir kesintisiz sürdürdü. Ancak önceki dönemlerde yüzde 8’in üzerinde gerçekleşen büyüme performansına kıyasla ivme kaybının belirginleştiğine dikkat çekildi. Bu yavaşlamada sıkı para politikası, yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan güçlüklerin etkili olduğu belirtilirken, deprem bölgesindeki yeniden inşa faaliyetleri ile kamu altyapı yatırımlarının sektörü desteklemeyi sürdürdüğü, buna karşılık özel sektör yatırımlarındaki zayıflığın büyüme hızını sınırladığı ifade edildi.

Raporda ayrıca, 2026 yılının ilk çeyreğinde zincirlenmiş hacim endeksine göre gayrisafi sabit sermaye oluşumu içinde sektörel yatırımların payının yüzde 3,3, mevsim etkilerinden arındırılmış istihdamdaki payının ise yüzde 6,7 olduğu belirtilerek, inşaat sektörünün ekonomik faaliyet ve istihdam açısından stratejik önemini koruduğu vurgulandı.

Yurt dışı müteahhitlik hizmetlerine ilişkin değerlendirmelerde ise yılın ilk yarısında üstlenilen 2,7 milyar ABD dolarlık proje hacminin geçmiş yılların gerisinde kaldığı belirtildi. Raporda, küresel finansman koşulları ile jeopolitik gelişmelerin yurt dışı projeleri olumsuz etkilediği, özellikle Orta Doğu’da artan gerilimler ve ertelenen yatırım kararlarının uluslararası proje hacmini sınırladığı ifade edildi. Buna rağmen Türk müteahhitlik sektörünün sahip olduğu teknik yetkinlik ve uluslararası deneyim sayesinde küresel pazardaki rekabet gücünü koruduğunun altı çizildi.

Türkiye Müteahhitler Birliği, raporda 2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin değerlendirmelerini şu başlıklar altında özetledi:

İNŞAAT SEKTÖRÜNDE BÜYÜME DEVAM EDERKEN İVME KAYBI DİKKAT ÇEKİYOR: 2026 yılının ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisi yüzde 2,5 büyürken, inşaat sektörü yüzde 3,2, gayrimenkul faaliyetleri ise yüzde 3 büyüme kaydetti. Böylece sektör, 2022 yılının ikinci yarısından bu yana büyümesini 14 çeyrektir kesintisiz sürdürdü. Ancak sıkı para politikası, yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan güçlükler, büyüme hızında belirgin bir yavaşlamaya yol açtı.

ÜRETİM GÖSTERGELERİ KAPASİTENİN KORUNDUĞUNA İŞARET EDİYOR: Ciro endeksi ve yapı ruhsatı verileri sektörün üretim kapasitesini koruduğunu gösteriyor. Özellikle yapı ruhsatlarındaki artış, önümüzdeki dönemde yeni projelerin devreye girebileceğine işaret ederken, inşaat güven endeksinin ikinci çeyrek boyunca eşik değer olan 100’ün altında kalması sektör temsilcilerinin geleceğe ilişkin beklentilerinde temkinli duruşun sürdüğünü ortaya koyuyor. İnşaat maliyetlerindeki artış hızının yavaşlaması olumlu bir gelişme olarak değerlendirilse de işçilik maliyetleri ve finansman giderleri kârlılık üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor.

KONUT SATIŞLARINDA KISA VADELİ TOPARLANMA: Türkiye genelinde ilk el konut satışları haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 23,1 artarak 43 bin 406 adede yükseldi. Aynı dönemde ikinci el konut satışları da yüzde 12,5 artışla 86 bin 573 olarak gerçekleşti. Böylece toplam satışlar içinde ilk el konutların payı yüzde 33,4, ikinci el satışların payı ise yüzde 66,6 oldu.

Mayıs ayında gözlenen zayıf performansın ardından haziran ayında her iki segmentte de yaşanan artış, konut piyasasında kısa vadeli bir toparlanmaya işaret etti. Bununla birlikte yılın ilk yarısı itibarıyla ilk el satışların yalnızca sınırlı ölçüde toparlanması, yeni konut üretimini destekleyecek talep koşullarının henüz kalıcı biçimde güçlenmediğini ve finansman koşullarının konut talebi üzerindeki belirleyici etkisini koruduğunu ortaya koydu.

KONUT PİYASASINDA FİNANSMAN BASKISI SÜRÜYOR: Haziran ayında ipotekli konut satışları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 72,1 artarak 25 bin 993 adede ulaşırken, diğer satışlar yüzde 7,1 artışla 103 bin 986 olarak gerçekleşti. Böylece toplam satışlar içinde ipotekli satışların payı yüzde 20, diğer satışların payı ise yüzde 80 oldu.

Raporda, haziran ayında ipotekli satışlarda görülen güçlü artışın, önceki aylardaki düşük kredi kullanımının ardından gerçekleştiği belirtilirken, ipotekli satışların toplam satışlar içindeki payının hâlen beşte bir seviyesinde kalmasının finansman koşullarında kalıcı bir normalleşmeden ziyade sınırlı bir toparlanmaya işaret ettiği vurgulandı. Konut kredisi maliyetlerinin satın alma kararları üzerindeki belirleyici etkisini sürdürdüğü ifade edildi.

YAPI RUHSATLARINDAKİ ARTIŞ YENİ YATIRIMLAR İÇİN OLUMLU SİNYAL VERİYOR: 2026 yılının ilk çeyreğinde yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgelerinde kaydedilen artışın, sektörün üretim kapasitesini koruduğunu ve önümüzdeki dönemde yeni projelerin hayata geçirilebileceğine işaret ettiği belirtildi.

YURT DIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİNDE JEOPOLİTİK BELİRSİZLİKLER ETKİLİ OLUYOR: Ocak-Haziran 2026 döneminde Türk müteahhitlik sektörü yurt dışında toplam 2,7 milyar ABD doları tutarında 57 proje üstlendi. Böylece sektörün, 1972 yılında Libya ile başlayan yurt dışı faaliyetlerinden bu yana ulaştığı uluslararası proje portföyü 12 bin 931 projeyle toplam 566,1 milyar ABD dolarına yükseldi. Ancak savaşlar ve küresel jeopolitik gerilimlerin etkisiyle yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinin yılın ilk yarısındaki performansı zayıf seyrini sürdürdü.

İNŞAAT ZİRVESİ TÜRKİYE 2026 SEKTÖRÜN GELECEK VİZYONUNU ORTAYA KOYDU: Raporda, T.C. Ticaret Bakanlığı’nın destekleriyle Türkiye Müteahhitler Birliği tarafından düzenlenen İnşaat Zirvesi Türkiye (Construction Summit Türkiye-CST) 2026‘nın, Türk inşaat ve yapı malzemeleri sektörlerinin küresel rekabet gücünü artırmaya yönelik en kapsamlı uluslararası platformlardan biri olduğu belirtildi. Zirvede, teknolojik dönüşüm, sürdürülebilirlik odaklı yeni düzenlemeler, değişen finansman modelleri ve jeopolitik gelişmelerin sektör üzerindeki etkileri ele alınırken; kamu, özel sektör, uluslararası kuruluşlar ve finans çevreleri aynı platformda buluştu.

Yaklaşık 1.400 sektör temsilcisinin katıldığı zirvede uluslararası pazarda faaliyet gösteren 81 firmanın stant açtığı, iki gün boyunca 350’nin üzerinde ikili iş görüşmesi gerçekleştirildiği belirtildi. Birleşik Krallık, Güney Kore, Finlandiya, Almanya, İsveç, Japonya, Fransa ve Çin başta olmak üzere çok sayıda ülkeden kamu ve özel sektör temsilcisinin etkinlikte yer aldığı ifade edildi.

Raporda, Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı M. Erdal Eren’in değerlendirmelerine de yer verildi. Eren, küresel rekabet ortamında yalnızca mühendislik ve uygulama kapasitesinin değil; dijitalleşme, sürdürülebilirlik, yapay zekâ ve uluslararası iş birliklerinin de sektörün geleceğini şekillendiren temel unsurlar hâline geldiğini belirtti. Mevcut küresel koşullar dikkate alındığında, İnşaat Zirvesi Türkiye 2026’nın yalnızca bir sektör buluşması değil, aynı zamanda Türk inşaat ve yapı malzemeleri sektörlerinin gelecek vizyonunu ortaya koyan stratejik bir platform niteliği taşıdığı değerlendirmesinde bulunuldu.

Bu Makaleyi Paylaş
Yorum yapılmamış