2027–2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’da gayrimenkul sektörünü ilgilendiren önemli hedefler yer aldı. Sosyal konut üretiminin hızlandırılması, kiralık sosyal konut modelinin yaygınlaştırılması, İstanbul başta olmak üzere kentsel dönüşümün güçlendirilmesi ve enerji verimli binaların artırılması programın öne çıkan başlıkları oldu.
Yeni OVP’yi değerlendiren Altın Emlak Global Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, “Programın en önemli mesajı, konut sorununun yapısal bir arz meselesi olarak ele alınmasıdır. Konut ve kira fiyatlarında kalıcı denge, sınırlamalardan ziyade yeterli ve erişilebilir konut üretimiyle sağlanabilir” dedi.
Kiralık Sosyal Konutta Yeni Dönem
Özelmacıklı “Kabine toplantısı sonrası detayları açıklanacak ve ilk defa uygulamaya alınacak olan kiralık sosyal konut projesinin yaygınlaştırılması da Orta Vadeli Program’da yer aldı. Programda dar gelirliler, engelliler ve yeni evlenecek gençlere yönelik sosyal konut üretiminin hızlandırılması değerlendiriliyor. Kamunun kiralık konut arzına doğrudan katkı sağlaması, özellikle büyükşehirlerde piyasayı dengeleyebilir. Ancak etkinin hissedilebilmesi için projelerin doğru lokasyonlarda ve yeterli ölçekte hayata geçirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Afetlere Dayanıklı Şehirler
Programda İstanbul başta olmak üzere şehirlerin afetlere karşı dayanıklılığının artırılması ve kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması da öncelikli hedefler arasında yer aldı. Altın Emlak Global Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, “İstanbul’daki riskli yapı stokunun yenilenmesi ekonomik ve toplumsal güvenlik meselesidir. Dönüşüm sürecinde yarısı bizden kampanyası ve kredi destekleri ile önemli bir ivme yakalandı. Malikler, müteahhitler, yerel yönetimler ve yetki belgeli emlak işletmelerinin birlikte yer aldığı sürdürülebilir bir modelle bu süreç yürütülmeli. Aynı zamanda kiralık sosyal konutlarda kentsel dönüşüm sürecinde evi olanlara öncelikler de sağlanmalı” dedi.
Finansmana Erişim Belirleyici
OVP’de enflasyonun 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a gerilemesi hedefleniyor. Ancak kısa vadede bireysel kredilerde kontrollü yaklaşımın devam etmesi bekleniyor. Özelmacıklı bu konuda da “Tasarruf finansmanı kuruluşların ipotekli satışlarda artan bir payları var. Burada beklentimiz mevduattaki paranın yatırım aracı olarak gayrimenkul piyasalarına da dönmesi. Gayrimenkul piyasasında kalıcı hareketlilik için yalnızca faiz indirimi beklentisi yeterli değil. Konut kredileri tarafında ise bazı özel planlara ihtiyacımız var. Örneğin gerçekten ilk defa konut olacaklar için vadenin uzaması, aylık ödeme yükünün düşmesi gibi modeller geliştirilmesi gerekiyor. Enflasyon ve finansman maliyetleri geriledikçe ertelenmiş konut talebi yeniden piyasaya dönebilir” değerlendirmesinde bulundu.
Gerçek Değer Beyanının Önü Açılmalı
Özelmacıklı, “Tapu, banka, ilan, değerleme ve vergi verilerinin daha fazla bütünleştiği bir döneme giriyoruz. Bu gelişme şeffaflık açısından önemli olmakla birlikte, gerçek satış bedeli üzerinden beyanın yaygınlaşması için tapu harcı yükünün de yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Gerçek değer isteniyorsa, vatandaşın gerçek değeri beyan etmesinin önü açılmalı. Bu kapsamda daha önce dile getirdiğimiz ‘Değer Barışı’ gibi modeller sektörün kayıtlı ve şeffaf yapısını güçlendirebilir” dedi.

