Gedik Yatırım 2016 Üçüncü Çeyrek Stratejiler Ve Beklentiler Raporu’nu Açıkladı

0

Gedik Yatırım’ın 2016 üçüncü çeyrek stratejiler ve beklentiler kapsamında hazırlamış olduğu raporun yönetici özetinde aşağıdaki konulara temas edildi:

•Küresel ekonomide uzun vadeli görünümde en büyük riski yüksek borçluluk oranları ve bir türlü ivme sağlanamayan büyüme ve enflasyon rakamları oluşturmaya devam ediyor.

•Büyüme ve enflasyonda istenilen ivme yakalanamadıkça ortaya çıkan yeni sorunlar, merkez bankalarını yeni genişlemeci önlemler almaya zorluyor. Bu süreç faizlerin daha da düşmesine neden olurken Almanya’da ilk ihraçta 10 yıllıklarda negatif faiz görülmesi de ilk kez kayda geçti. Düşen faizler tahvil balonu söylemini her geçen gün artırıyor.

•Yılın ikinci yarısında ABD’nin Başkanlık seçimlerine odaklanmasını İngiltere ve Euro Bölgesi’nin BREXIT’in etkileri ile Avrupa bankacılık sektörünün sorunlarına yönelmesini bekliyoruz. BREXIT kararı sonrası ABD’de Başkanlık seçimlerini Trump’ın kazanması yeni bir sürpriz olarak kayda geçebilir.

•Türkiye’de ise gündem baş döndüren hızı ile değişmeye devam ediyor. İkinci çeyrekte gerçekleşen Başbakan ve hükümet değişimi siyasi ve ekonomik bir krize mahal vermeden gerçekleştirilirken, üçüncü çeyreğin hemen başlarında da çok kısa bir sürede bastırılan askeri darbe girişimi ve sonrasındaki OHAL gündeme girdi.

•Global ekonomiye yönelik beklentilerde aşağı yönlü revizyonların olduğu yılın ilk yarısında yurtiçinde açıklanan verilerin büyük birçoğu beklentilerden daha iyi gelmeye devam etti. Bununla birlikte verilerdeki iyileşmenin yapısal dönüşümden ziyade konjonktürel olduğu, başka bir tabirle verilerin kalitesinin düşük olduğu tartışmaları da hız kesmedi.

•Türkiye’nin ikinci yarıdaki en büyük sınavlarından biri kredi derecelendirme kuruluşlarıyla olacak. Hazine ile sözleşmesi bulunmayan ve Türkiye’ye karşı uzun yıllardır önyargılı yaklaşan S&P, 15 Temmuz sürecinin de ilk not kıranı oldu. Türkiye’nin yatırım yapılabilir ülke notu üzerinde riskler olsa da kredi derecelendirme kuruluşlarının alacağı olası negatif kararların etkilerinin kısa vadeli olacağını düşünüyoruz.

•15 Temmuz süreci ile birlikte Türkiye’nin risk priminde hızlı bir artış, varlık fiyatlarında da hızlı bir düşüş yaşandı. BIST’te oluşan fiyatlar tarihsel çarpanlar ve gelişmekte olan ülkelerin çarpanları dikkate alındığında aşırı ucuz olarak nitelendirdiğimiz bölgeye girilmesine neden oldu. BIST 100’de 70,000 ve altındaki rakamların yeni bir beklenmeyen kötü bir sürprizle karşılaşılmaz ise kademeli alım fırsatı olacağını düşünüyoruz.

•Dolar/TL’de uzunca bir süredir hareket edilen 2,80-3,05 bandı yukarı yönlü kırılmaya çalışılıyor. Yılın ikinci yarısında hareketin ana hatlarıyla 2,90-3,25 bandında hareket etmesini bekliyoruz. Dolar/TL’de alım yapmayı düşünenlerin yukarıdaki marjı göz önünde bulundurarak, mümkün olduğunca bu bandın alt sınırlarını takip etmesini öneriyoruz.

•Parasal genişlemelerin devam ediyor olması dışında, emtialarda kalıcı bir yükseliş trendini getirecek hikâye bulmak kolay değil. Değerli dolar emtialar için en büyük tehlike olmaya devam ediyor. Değerli metaller için yükselişi destekleyebilecek bazı argümanlar olsa da enerji, tarımsal ve endüstriyel metaller için yukarı yönlü marjın daraldığını, aşağı yönlü hareketin daha olası olduğunu düşünüyoruz.

•BIST 100’de 70,000’e yakın seviyelerin alım için fırsat oluşturduğunu düşünüyoruz. Bu seviyeleri kendi tarihsel çarpanlarına ve emsallerine göre aşırı ucuz olarak görmemize rağmen, yatırım yapılabilir ülke notunun kaybedilmesi gibi görülebilecek şokların kısa vadeli de olsa ıskontoyu daha fazla arttırabileceğini, bu nedenle bu riskleri de göz önünde bulundurarak, olası anlık düşüşlerde maliyet iyileştirmek için alımların zamana ve kademeye yayılmasının faydalı olacağını düşünüyoruz.

•15 Temmuz 2016’daki başarısız darbe girişiminin ardından alınan hızlı önlemler ve sonrasında ekonomi yönetiminin verdiği kararlı mesajlar, ilk şoku atlatmak için alınan acil önlemlerin dışında, orta ve uzun vadeli yapısal önlemlerin de hızla gündeme gelebileceğini gösteriyor.

•TCMB, SPK ve BDDK başta olmak üzere ekonomi üst yönetimi ve düzenleyici/denetleyici üst kurulların gerekli görüldüğü takdirde piyasaların sağlıklı işleyişini temin etmek için önlem alma kararlılığının arttığını düşünüyoruz.

•Hisse senetlerinin bir çok göstergeye göre aşırı ucuz olarak nitelendirdiğimiz değerlere gerilemiş olmasına rağmen, bu değerlemelerin mevcut şartları ve öngörebildiğimiz riskleri içerdiğini göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu nedenle hisse senedi yatırımı yapanların portföylerinin içindeki hisse ağırlığına, olası bir negatif gelişmede pozisyonlarını kapatmak zorunda kaldıklarında katlanabilecekleri maksimum zararı göz önünde bulundurarak karar vermeleri gerekmektedir.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeler alın, hemen abone olun.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Haber bültenimize abone ol
Gelen kutunuza doğrudan gönderilen en son haberler, güncellemeler ve özel teklifleri almak için buradan kaydolun.
İstediğiniz zaman aboneliğinizi iptal edebilirsiniz