İş dünyasının çıkış yolu etik değerlerde

0
Prof.Dr.Nikos Passas-Northeastern Üniversitesi Kriminoloji ve Cezai Adalet Profesörü

Etik ve İtibar Derneği’nin (TEİD) 7. Uluslararası Etik Zirvesi “Sular Çekildikten Sonra” temasıyla İstanbul Bilgi Üniversitesi santralistanbul Kampüsü’nde düzenlendi. Zirveye ulusal ve uluslararası iş dünyası, akademisyen ve hukuk çevreleri yoğun ilgi gösterdi.

Zirve, TEİD Başkanı Asım Barlın ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ege Yazgan’ın açılış konuşmalarıyla başladı. Ardından söz alan Rekabet Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ömer Torlak, iş dünyasının etik değerlere, uyum ilkeleri ve politikalarına sahip olmasının yeterli olamayacağını belirterek, yolsuzluk ve etik dışı davranışlarla mücadelede bireysel sorumluluk ilkesinin en büyük güç olduğunu vurguladı.

“Etik ve uyum her gün sorgulanmalı”

Peters&Peters Kıdemli Ortağı, Beyaz Yaka Suçları Uzmanı, Zirve Başkanı Monty Raphael QC zirvenin gündemine ilişkin bir konuşma yaptı. Monty Raphael, iş dünyasında düzenleyici yasa ve kurumların çok geç kaldığını belirterek, doğru olanın yapılması için geçmişte çok sayıda büyük hatanın yapıldığını söyledi. Etik ve uyumun bir son değil başlangıç olduğunun altını çizen Raphael, yöneticilerin ve çalışanların uyum politikasını her gün düşünmeleri ve kendilerini sorgulamaları gerektiğini vurguladı.

Northeastern Üniversitesi Kriminoloji ve Cezai Adalet Profesörü, Güvenlik ve Kamu Politikaları Enstitüsü Yardımcı Müdürü, Prof. Dr. Nikos Passas “Hukuk Ötesi Uyum” başlıklı bir sunum yaptı. Dünyanın farklı ülkelerinde yaşanmış büyük yolsuzluk ve etik dışı vakalarından örnekler veren Passas, bu olayların çok sayıda insanın hayatına mal olduğunu, çevresel felaketlere kadar bir dizi büyük soruna yol açtığını belirtti. Passas, bu mücadelede kararlı bir siyasi irade, düzenleyici kurumlar ve bağımsız yargının yolsuzluğun panzehiri olduğunun altını çizdi.

 “Adaletsizliğe herkes sesini yükseltmeli”

Zirvede, bilimsel çalışmalarıyla tanınan biyokimya uzmanı, kriminal laboratuvarların gelişmesi ve DNA analizlerine katkısı nedeniyle ulusal ve uluslararası ödüllerin sahibi BM Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu Üyesi ve Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Bataklıkta Sular Çekilmez” başlıklı sunumunu yaptı.

Atasoy, beyaz yaka suçlarının, kişilerin kendi maddi çıkarları için kişisel ihlalleri ile kurumsal çıkara yönelik örgütlü suç davranışı olmak üzere iki yönü olduğunu belirtti. Toplum nezdinde güvenilir bir mesleğe sahip olan bireylerin mesleklerini kötüye kullanarak bireysel ya da kurumsal çıkar sağlamalarının genel ifadesinin beyaz yaka suçları olduğunu söyleyen Atasoy, dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşanmış vakalardan çarpıcı örnekler sundu. Örgütlü suçlar karşısında her unsurdan ve her rapordan kuşku duymak gerektiğini belirten Atasoy, uzmanların karşısına gelen raporların önemli bir bölümünün hatalar ve çelişkilerle dolu olduğunu söyledi. Atasoy, sözde bilirkişilerin hazırladığı bu raporların manipülatif ya da hatalı olma nedenlerini ise şöyle sıraladı: Maddi çıkar ya da kötülük yapmak amacıyla kasten yanlış rapor hazırlama, cehalet nedeniyle hatalı rapor oluşturma. Adalete birey olarak sahip çıkılması gerektiğini vurgulayan Atasoy, haksızlıklar karşısında bütün toplumun sesini yükseltmesi gerektiğinin altını çizdi

“Yolsuzluklar halkın geleceğini çalıyor”

Brezilya Curitiba Federal Savcısı Jerusa Burmann Viecili, dünyada büyük yankı uyandıran Car Wash davasını anlatmak için Zirve’deydi. Viecili, Brezilya’nın önde gelen inşaat şirketlerinin kendi aralarında kartel oluşturarak, kamu ihalelerini alabilmek için petrol şirketi Petrobras yöneticilerine komisyon ödemeleri ve Brezilya’nın dev petrol şirketinin de ödenen komisyonları iktidar ve muhalefet partilerine dağıtması olarak bilinen yolsuzluk skandalına karşı yürütülen Car Wash Operasyonu’nun aşamaları hakkında bilgilendirme yaptı.

2014 yılında dört karaborsacıya yönelik başlayan basit bir operasyonun yıllar içinde muazzam bir soruşturma haline gelerek Brezilya’nın eski Devlet Başkanı’na kadar uzandığını kaydeden Viecili, dünya çapında ses getiren davaya rağmen Brezilya’da yolsuzluğun aynı hızla devam ettiğini vurguladı. Bu çapta büyük yolsuzlukları soruşturmanın büyük güçlükleri olduğunu ifade eden federal savcı, en büyük engelin yargıya karşı hükümet baskısı olduğunu söyledi. Brezilya’da yargının bağımsız olması ve kamuoyu desteğiyle bu baskının üstesinden geldiklerini belirten Viecili, kalıtsal hale gelen bu tarz yolsuzlukların önüne geçebilmek için çok ciddi yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğunun altını çizdi. Örgütlü yolsuzluk yapanların az risk alıp büyük kazançlar elde ettiklerini dile getiren Viecili, sadece yerel mücadelenin yeterli olmadığını, uluslararası işbirliğinin de büyük önem taşıdığını kaydetti.

Yolsuzlukların dünya GSMH’sının %5’ine karşılık geldiğini belirten Viecili, “Kamu kaynaklarını yağmalayarak zimmetine geçiren bu insanlar halka telafisi mümkün olmayan büyük zararlar veriyor. Yolsuzluklar halkın geleceğini çalıyor. Brezilya’da Car Wash davasına konu olan yolsuzluğun maddi kaybıyla sağlık ya da eğitim hizmetlerine ayrılan kaynağı üç katına çıkarmak mümkün olurdu” dedi.

360 derece etik ve uyum

Etik, itibar ve uyum programlarına piyasa düzenleyicileri, şirket yöneticileri ve yatırımcıların bakışının tartışıldığı Zirvenin ana paneli ise, TEİD Yönetim Kurulu üyesi Emre Çolak’ın moderatörlüğünde TKYD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Pandır, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Başkanı İlhami Koç ve CFA Institute ile Ünlü & Co. Yönetim Kurulu Üyesi Attila Köksal’ın katılımıyla gerçekleşti.

“Şeffaflık şirketin kredisini artırır”

İlhami Koç, özelikle halka açık şirketlerde itibar yönetiminin en önemli değer olduğunu ifade ederek, hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkelerinin Sermaye Piyasaları Birliği’ni doğrudan ilgilendirdiğini belirtti. Bilginin otorite, çalışanlar ve paydaşlar arasında paylaşılır ve erişilebilir olmasının önemine değinen Koç, halka açık bir şirket ne kadar şeffafsa finans kurumları nezdinde itibarının o derece yüksek olduğunu söyledi. Mevzuatta üç kriter olduğunu ifade eden Koç, bunların bilançoların açıklanması, özel durumların açıklanması ve yönetim kurulunun yapısı olduğunu söyledi. Koç, şeffaflık ve bilgi paylaşımının yatırımcının kazancını etkileyecek ve piyasadaki fiyatların oluşumuyla ilgili bilgileri kapsaması bakımından büyük önem arz ettiğini söyledi. “Hangi bilgileri açıklayalım” sorusunun cevabının, şirkete ve sektöre göre SPK’nın rehber kitabında yer aldığını ifade eden Koç, bu bilgilerin yeterli olacağını belirtti.

“Sermaye piyasaları itibar kazanmalı”

Konuyu yatırımcı gözüyle değerlendiren Attila Köksal, dünyanın önde gelen bir araştırma kuruluşunun 2017 yılında gerçekleştirdiği araştırmaya göre insanların %75’inin devlete, %82’sinin meydaya, %83’ünün global sisteme güven duymadığını söyledi. Türkiye’de de durumun farklı olmadığını ifade eden Köksal, finans sektörüne olan güvenin ciddi bir düşüşte olduğunu, listenin en alt sıralarında yer aldığını kaydetti. Köksal, bu algıyı tersine çevirmek için büyük şirketlerin ve kurumların liderlik yaparak kamuya güven vermeleri gerektiğini belirtti. Sermaye piyasaları sektörünün genç bir sektör olduğunu vurgulayan Köksal, sektörün şirketlere kaynak yaratmak, yatırımcılara ve bireylere yatırım fırsatı sunmak gibi yaşamsal görevleri olduğunu söyledi. Köksal, yaşlanan nüfus, gelir dağılımı bozukluğu, reel faizlerin düşük seyri ve gelişen teknolojinin istihdamı daraltması gibi mega trendlere karşı sermaye piyasaları sektörünün çok büyük yararlar sağlayabileceğine, bu nedenle sektörel itibarın en büyük değer olduğuna vurgu yaptı.

“Sadece bir kişi bile şirketin itibarını sarsabilir”

Ali Pandır, en önemli görevin yöneticilere düştüğünü ifade ederek, halka açık olsun ya da olmasın yönetim kurulunun en temel görevinin itibar yönetimi olduğunu söyledi. Şirketin piyasa değeri ile itibarı arasında karşılaştırma yapmanın istatistiki imkanı olmadığını belirten Pandır, ancak borsa performansına bakıldığında en karlı şirketlerin itibarı yüksek şirketler olduğunu ifade etti. Etik değerlerin şirketlerde yerleştirilmesi ve kökleştirilmesi gerektiğini vurgulayan Pandır, bu nedenle liderlerin bunu gerçek anlamda iş edinmesi gerektiğinin altını çizdi. Sadece bir yöneticinin ya da bir çalışanın sistemi bozabileceğine dikkat çeken Pandır, böyle bir durumda müsamaha gösterilmeden görevinin sonlandırılmasını gerektiğini belirtti. Şirketin tedarik zinciri, ortakları ve müşterilerinin de etik ve itibar sisteminin içinde yer alması gerektiğini kaydeden Pandır, sürdürülebilirlik ve karlılık için etik ve uyum yönetiminin tesis edilmesinin zorunluluğuna değindi.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin