İstanbul’u sadece Osmanlı klasik mimarisiyle anlatmak mümkün değil.
Şehrin özellikle 18. yüzyıldan itibaren değişen mimari anlayışında Barok etkisi de önemli bir yer tuttu.
Osmanlı mimarları Avrupa’daki Barok anlayışını birebir kopyalamak yerine, onu kendi mimari gelenekleriyle yorumladı.
Ortaya ise İstanbul’a özgü bir Barok dili çıktı.
Cephelerde hareket arttı. Kıvrımlı formlar, süslemeler ve daha gösterişli girişler kullanılmaya başlandı. Yapılar daha hareketli ve daha teatral bir görünüme kavuştu.
Bu değişimin en dikkat çekici örneklerinden biri Nuruosmaniye Camii oldu.
Nuruosmaniye, Osmanlı mimarisinin klasik dönem anlayışından farklılaşan çizgisiyle İstanbul’un mimari tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilir.
Bugün İstanbul sokaklarında yürürken bu değişimin izlerini görmek mümkün.
Aslında şehirlerin mimarisi de tıpkı insanlar gibi zaman içerisinde değişiyor.
Farklı kültürlerle karşılaşıyor, yeni fikirleri benimsiyor, bazılarını dönüştürüyor ve sonunda kendine ait yeni bir dil oluşturuyor.
İstanbul’un Barok mimarisi bize bunu anlatıyor.
Mimari hiçbir zaman tek bir kültürün kapalı dünyasında yaşamıyor. Şehirler, gördüklerini kendi kimlikleriyle yeniden yorumluyor.

