Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), kuruluş yılı olan 1984’ten bu yana sürdürdüğü konut üretiminde tarihsel bir eşiği aşarken, deprem sonrası süreçte ortaya koyduğu performansla olağan dönem üretim temposunu katladı. 42 yıllık süreçte toplam 1 milyon 900 bin konut üreten TOKİ, yıllık ortalama yaklaşık 45 bin konutluk bir üretim bandında ilerlerken, deprem bölgesinde son 3 yılda tamamlayıp teslim ettiği 455 bin konutla bu ortalamanın yaklaşık üç katına çıktı. Ortaya çıkan tablo, “10 yıllık konut üretiminin 3 yıla sığdırılması” şeklinde özetleniyor. Bu veriler, TOKİ’nin olağan dönem üretim kapasitesi ile afet sonrası mobilizasyon kapasitesi arasındaki farkı net biçimde ortaya koydu. 11 ili doğrudan etkileyen 6 Şubat depremlerinin ardından başlayan yeniden inşa sürecinde, TOKİ’nin sahaya koyduğu üretim kapasitesi olağan dönem temposunun çok üzerine çıktı. Ayrıca TOKİ’nin üretim kapasitesindeki sıçrama, kurumsal dönüşümün somut göstergesi olarak dikkat çekiyor. AK Parti hükümetinin 2002’de göreve geldiği döneme kadar geçen yaklaşık 18 yılda TOKİ toplamda yalnızca 43 bin konut üretmişti. Buna karşılık 2002 sonrası 24 yıllık süreçte yaklaşık 1 milyon 850 bin konut üretilmesi, kurumun üretim ölçeğinde tarihsel bir kırılma yaşandığını gösteriyor.
Depremlerin ardından geçen 3 yılda, devletin tüm kurumlarıyla birlikte sahaya inen TOKİ, yalnızca konut üretimi değil, kriz yönetimi kapasitesi açısından da tarihsel bir başarı ortaya koydu. Türkiye’nin bugüne kadar gördüğü en büyük kamu konut organizasyonu, planlama, finansman ve saha yönetimi açısından kurumsal bir model üretti.
6 Şubat depremlerinin ardından başlatılan yeniden inşa süreci, yalnızca fiziki yapılaşma açısından değil; organizasyon kapasitesi, finansman modeli, tedarik zinciri yönetimi ve iş gücü mobilizasyonu açısından da Türkiye’nin en büyük kamu projelerinden biri olarak şekillendi. Üretim temposundaki artış, TOKİ’nin klasik sosyal konut üretim modelinden, kriz yönetimi odaklı yüksek hacimli konut üretim modeline geçişini de ortaya koydu.

Engin Keçeli
Üç yıl önce yaşanan asrın felaketiyle birlikte yalnızca şehirler değil, milyonlarca insanın hayatı da enkaz altında kaldı. Türkiye tarihinin en büyük afetlerinden biri olarak kayda geçen felaket, barınma krizini toplumsal bir travmaya dönüştürdü. Aradan geçen sürede yeniden inşa süreci yalnızca betonarme yapılarla değil; sosyal hayatın, ekonomik düzenin ve toplumsal psikolojinin yeniden kurulmasıyla anlam kazandı. Bölgede inşa sürecinin hızı ve verilen destekler, kalkınmada ve barınma problemlerinin çözümünde büyük rol oynadı.

Tayfun Küçükoğlu

Ali Kopuz


